ÖBA AĞIMIZ
Ergene Havzası
Ömerli Havzası
Uludağ
Çoruh Vadisi
Baba Dağı
Lara-Perakende Kumulları
Ahır Dağı
Erciyes Dağı
Çıldır Gölü
 
 

Sürdürülebilir Turizm?

Her yıl milyonlarca insan tatil yapmak amacıyla hem kendi ülkelerinde, hem de uluslararası seyahat ediyor. Çoğunlukla gelişmiş ülkelerden, dünyanın her tarafına turistik geziler düzenleniyor. Özellikle şehirlerde ve belli bir gelir seviyesinde yaşayanlar; iş stresi ve günlük koşuşturmalardan uzaklaşmak, dinlenmek, keşfetmek ve eğlenmek için yabancı ülkelere gidiyorlar. Gidilen yerler (destinasyonlar) genellikle bol güneşi, doğal, kültürel zenginlikleriyle Akdeniz kıyıları; dünyanın en güzel ve tarihi şehirleri; doğal güzellikleriyle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler.

Bilindiği gibi turizm ekonomisi, gelişen iletişim ve ulaşım teknolojisi sayesinde giderek artan büyük bir potansiyele sahip. Dünya turizm sektörünün önemli bir bölümünü kitle turizmi oluşturuyor: çeşitli gruplara ve gelir seviyelerine uygun ucuzluk ve kolaylıkta paket tatil programları sağlanıyor. Kitle turizmi 1950’li yıllarda başlamış ve 1970’li yıllardan sonra büyük bir ivme kazanmış. Günümüzde turizm sektörü uçak seferleri, paket tatiller, araba kiralama ve diğer etkinliklerin iç içe geçtiği dev bir endüstri durumunda.

Bu endüstrideki milyonlarca insan için turizm: güneş, deniz, kum ve otel anlamına geliyor. Turistler büyük çoğunlukla tatilde kendilerini havuz kenarında, palmiye ağaçları manzarası içinde içeceklerini yudumlarken hayal ediyorlar. Bu ortamı sağlayacak ucuz bir tatil paketi satın alarak kaldıkları otelden dışarıya adım atmadan tatillerini geçirmeye razı oluyorlar.

Aslında turistler kaldıkları otellerden dışarı çıksalar da, çıkmasalar da turizmin diğer yüzünü - yani çevreye verdiği zararı (aşırı yapılaşmaları ve kalabalıkları; yörenin doğası, günlük yaşam ve kültürü üzerindeki olumsuz etkilerini) az ya da çok görüyorlar. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha çok göze batan bu etkileri fark etmemek mümkün değil.

Türkiye’de zengin doğal bitki örtüsünü en çok tehdit edenlerin başında turizm amaçlı yapılaşmalar geliyor: hassas kıyı ve yüksek dağ ekosistemleri başta olmak üzere, Önemli Bitki Alanlarımız (ÖBA) büyük bir turizm baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Antalya ve neredeyse tüm Akdeniz kıyılarımız turizm yatırımları ve onlarla birlikte gelen plansız ve illegal yapılar sonucu büyük ölçüde betonlaştı. Diğer taraftan, yüksek dağ habitatları da son yıllarda hızla artan kışlık turizm tesisleri inşaatlarıyla betonlaşmaya başladı.

Bütün bunlara karşı tek çözüm, sürdürülebilir turizm uygulamalarıdır. Genel çerçevede, sürdürülebilir turizmin amacı; doğal çevrenin korunarak yerel halkın kalkınması, turizmin olumsuz etkilerinin azaltılması, turizm gelirlerin bir kısmını doğal kaynaklar ve kültürlerin korunması için harcanması şeklinde tanımlanabilir. Sürdürülebilir turizm ilkelerinin benimsenmesi ve yaygınlaşması için ulusal ve uluslararası ölçekte yıllardır akademik, resmi ve özel kuruluşlar çeşitli çalışmalar yapıyor: araştırmalar ve projeler yürütülüyor, raporlar ve ulusal planlar hazırlanıyor, konferanslar ve toplantılar organize ediliyor vb. Türkiye’de örneğin, 2007 yılında “Türkiye’nin Turizm Stratejisi 2023 (Yeni Ufuklara Doğru Türkiye Turizmi)” hazırlandı. Bu stratejide Türkiye’nin sürdürülebilir turizm vizyonu, ilkeleri ve 2023 hedefleri ayrıntılı olarak yer alıyor. Ancak halen turizm beldelerinde devam eden yapılaşmalara ve ormanlarla kaplı henüz bozulmamış kıyılarımızın turizme açılmalarına baktığımızda bu stratejinin bunca yıldır nerede ve nasıl uygulandığını merak ediyoruz.

Turizm endüstrisinin büyük çoğunlukla yarardan çok zarar getirdiği bir gerçek maalesef: doğayı tahrip ediyor, çevreyi kirletiyor, yöre halkını kullanıyor, yerel kültürü yozlaştırıyor, geleneksel yaşamı ve değerleri yok ediyor… Aynı zamanda karbon dioksit salınımı, enerji kaynaklarının aşırı tüketimi ve dolayısıyla küresel ısınma/iklim değişikliği tehlikesini arttırıyor. Bu nedenle başta farkındalık yaratmak olmak üzere, sürdürülebilir turizm konusunda çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Bu konuda çalışan çeşitli uluslararası kuruluşlar ve girişimlerden iki örnek verebilirim: the Travel Foundation (Seyahat Vakfı)*1 ve hem çalışıp üretme, hem de ucuz tatil yapma olanakları sunan TaTuTa/WWOOF Projesi*2.

Sürdürülebilir turizm kapsamında yürütülen ve çok daha yaygınlaştırılması gereken çalışmaları aşağıdaki gibi üç grupta toplayabiliriz;

i) kitle turizmin olumsuz etkileri ve zararları hakkında tüm ilgi gruplarını hedef alan bilgilendirme ve eğitim çalışmaları.

ii) sürdürülebilir turizm ilkelerini benimseyen ve uygulayan tüm turizm işletmelerini desteklemek ve işbirliği yapmak.

iii) sürdürülebilir turizm çerçevesinde tatil alternatiflerini teşvik etmek ve tanıtmak.

Bizlere düşen görev ise, sürdürülebilir turizm çalışmalarına destek vermek ve ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak (örn. STK’lara üye olmak, bağışta bulunmak, etkinliklerinde yer almak vb.) ve tercihlerimizi yeniden gözden geçirmek. Böyle küçük adımlar atarak kendimize, yöre halkına ve doğa korumaya küçük katkılarda bulunabiliriz. 2022 turizm sezonu açılırken, sürdürülebilir turizm yaklaşımının ortak geleceğimiz için, elde edilecek kişisel kazanç ve diğer bazı yararlardan çok, çok daha önemli olduğunu her fırsatta (karar vericilere, yatırımcılara, işletmecilere ve tatilcilere) hatırlatmalıyız.

Sema Atay, Nisan 2022

*1 the Travel Foundation (Seyahat Vakfı): 2003 yılında İngiltere’de kurulan bir Sivil Toplum Kuruluşu (STK). Uluslararası ölçekte sürdürülebilir turizm ilkelerinin benimsenmesi ve yaygınlaştırılması için öncü çalışmalar yapıyor. Türkiye dahil çeşitli ülkelerde, turizmin çevre ve kültür üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması; doğal kaynaklar, yöre halkı ve yerel kültürlerin korunmasını amaçlayan projeler yürütüyor: www.thetravelfoundation.org.uk

*2 TaTuTa/WWOOF Türkiye Projesi: Türkiye’de 2004 yılından beri devam eden bir girişim. Güven ve takasa dayalı kültürel ve eğitsel deneyimleri teşvik ederek sürdürülebilir bir küresel toplum inşa etmek için gönüllüler ile ekolojik üreticileri birbirine bağlayan uluslararası bir hareketin parçası. WWOOF (WorldWide Opportunities on Organic Farms) Türkiye: wwoofturkey.org

Kaynak: Özhatay, N., Byfield, A. ve Atay, S. (2005). Türkiye’nin 120 Önemli Bitki Alanı, WWF Türkiye, İstanbul.



  
 
 
   
 

Son Haberler

 
 


Sürdürülebilir Turizm?


Kavrayamadığımız ve Koruyamadığımız Doğa


Sabırlık (Agave americana)


Doğayı yok eden değil, doğayı onaran tarım
Her hakkı saklıdır © 2015  I  Programlama Creanet Bilişim Hizmetleri