ÖBA AĞIMIZ
Ergene Havzası
Ömerli Havzası
Uludağ
Çoruh Vadisi
Baba Dağı
Lara-Perakende Kumulları
Ahır Dağı
Erciyes Dağı
Çıldır Gölü
 
 

Çoruh Vadisi'nin Geleceği?

 
Çoruh Nehri, Türkiye’nin en önemli akarsularından biridir. Mescit Dağları’ndan doğar, Bayburt Ovası’ndan geçer, Doğu Karadeniz Dağları’nın güney yamaçları (Çoruh Vadisi) arasından çağlayarak Karadeniz’e dökülür. Ancak günümüzde Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen ve edilecek onlarca büyük baraj ve yüzlerce HES (Hidroelektrik Santral) projesi nedeniyle artık çağlamıyor, durgun.
 
Yıllar önce, Türkiye-Gürcistan sınırına doğru araba kullanırken, insanların toplanmış, sessizce aşağıya baktıklarını görmüştüm. Aşağıda yavaş yavaş yükselen baraj sularını seyrediyorlardı. Hızla yükselen baraj sularının altında kalan evlere ve kuşaktan kuşağa aktarılan verimli topraklara bakarken acaba kederleniyorlar mıydı? Yoksa bu büyük değişimin bölgeyi geliştireceğini düşünerek seviniyorlar mıydı? Ya da, yavaş yavaş yükselen suların altında kalan arazilerin ve gözden kaybolan bir cami minaresi üzerinde fırıl, fırıl dönerek bir şeyler toplamaya çalışan martı sürülerine, benim gibi yalnızca meraktan mı bakıyorlardı?
 
Yukarıda bahsettiğim olay, Çoruh Nehri üzerine yapılan Muratlı Barajı inşaat sahasında, 2005 baharında meydana gelmişti. O tarihte, Türkiye gibi çok hızlı gelişmekte olan bir ülkenin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla Çoruh Nehri üzerinde bir kaç büyük baraj inşaatı devam ediyordu. Bu makalede, Çoruh Nehri üzerindeki barajların yöre halkı ya da Gürcü Krallığı’ndan kalma bazı tarihi kalıntılar üzerindeki etkilerini bir yana bırakarak; daha çok Çoruh Vadisi’nin olağanüstü zengin bitki örtüsü üzerindeki etkilerine ağırlık vermek istiyorum.
 
Çoruh Vadisi’ne gidenler muhteşem kanyon görüntülerini çok iyi bilir. Çoruh Nehri, Bayburt Ovası’ndan doğar, Doğu Karadeniz’in birbirine paralel yüksek sıradağları arasında ilerler ve Türkiye sınırları dışına çıktıktan sonra Batum’dan Karadeniz’e dökülür. Bu bölgeye yalnızca haritadan bakmak bile, Karadeniz kıyısındaki sıradağların en yüksek zirvesi Kaçkar Dağı (3937 m) ve 3000 m’nin üzerinde çok sayıda zirveyle, bu dağlık bölgenin ne kadar çarpıcı bir manzaraya sahip olduğunu anlamaya yeter. Ancak, hiçbir haritadan bu bölgenin muhteşem güzelliği tam olarak tahmin edilemez. Çoruh Nehri’nin geçtiği kanyonlar arasında en uzun kanyon 180 km’dir ve burası Avrupa Kıtası’nın en uzun kanyonu olan Samaria Kanyonu’ndan (Girit) on kez daha büyüktür. Nehrin diğer kanyonları da, Avrupa’nın en iyi kanyonlarıyla kıyaslanamayacak kadar görkemlidir. Bunlara, çoğunlukla bitki örtüsünün olmadığı çok yüksek dağ yamaçları üzerinde akrobatik pozisyonlarda duran kayaların görüntüsü de eklenince, bölgenin kendine özgü çok ilginç peyzajı, bana Avrupa’dan ziyade, Pakistan’ın kuzeyini anımsatır.
 
Çoruh Nehri Mescit Dağları’ndan doğar, yaklaşık 1500 m yükseklikteki Bayburt Ovası’ndan geçer, çok sayıda akarsu ile birleşip 431 km alçalarak ilerler ve Gürcistan sınırları içinde Batum’dan Karadeniz’e dökülür. Bir kıyaslama için, İngiltere’de Times Nehri, 108 m yükseklikte doğar ve (aşağı yukarı aynı uzunlukta) 344 km yol kat ederek okyanusa ulaşır. Çoruh Nehri’nin o kadar yükseklikten büyük bir hızla akması ve bu sırada dağların arasından ilerlerken eriyen karlarla beslenmesi debisini oldukça arttırır. Bu özellik rafting yapmak için ideal bir ortam yaratır ki, bu nedenle doğa ve su sporları meraklıları tarafından dünyanın en önemli ilk 10 nehri arasında listelenir.
 
Buna karşın, Çoruh Vadisi bütün bu doğal güzelliklerine ve onunla bağlantılı sosyal, kültürel ve turizm özelliklerini hızla kaybediyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), Çoruh Nehri’nin olağanüstü potansiyelini elektrik enerjisine dönüştürebilmek amacıyla, uzun zamandır vadiye çok sayıda baraj ve HES inşa etme planları yapıyor. Bunlardan, yazının başında sözünü ettiğim, Gürcistan sınırına çok yakın Muratlı Barajı’nın (2005) yanı sıra; Borçka (2006) ve Deriner (2013) barajları tamamlandı. Artvin ve Yusufeli barajlarının inşaatı ise devam ediyor. Diğer taraftan, Çoruh Vadisi’ne ulaşan çok sayıda dere üzerinde, yüzlerce kanal (dere) tipi HES inşaatına da devam ediliyor.
 
Çevre ve insan hakları konusunda faaliyet gösteren uluslararası sivil toplum kuruluşları temsilcileri bölgeyi Nisan 2002’de ziyaret ettikten sonra, Çoruh Nehri üzerindeki büyük baraj ve HES projelerinin olumsuz etkileri hakkında ortak bir rapor hazırladı. Uluslararası kamuoyunun dikkatine sunulan bu raporda yalnızca Yusufeli Barajı ile ilgili veriler şöyle: “Yaklaşık 700-838 milyon Dolar arasında tahmin edilen baraj inşaat maliyeti üzerine, yöre halkının başka yerlere zorunlu göçü için tahmini yaklaşık 750 milyon Dolar daha eklenmesi gerekiyor. Ayrıca, baraj inşaatı nedeniyle tahrip edilecek ve baraj suları altında kalacak mevcut yolların yerine, yeni yol bağlantılarının yapımı için en az 1,5 milyon Dolar daha gerekiyor. Yusufeli Baraj inşaatı doğal çevre, yöre halkının hakları ve kültürel miras açısından pek çok olumsuz etkisi nedeniyle endişe vericidir. Yusufeli ilçesi ve toplam 19 küçük yerleşim alanı tamamen ya da kısmen baraj inşaatından etkilenecektir. Yaklaşık 1500 kişi evlerini terk etmek zorunda kalacak ve bir o kadarı da dolaylı olarak etkilenecektir. Diğer taraftan, bölgedeki baraj inşaatları nedeniyle Ortaçağ’dan kalma Gürcü şehirleri (Tao-Klarjeti ve Savseti) ve çok sayıda tarihi kalıntı (kale, kilise vb.) yok olacaktır”.
 
Bu raporun yanı sıra, Çoruh Vadisi’nin olağanüstü zengin bitki örtüsü ve endemik (dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak yetişmeyen) bitkilerinden de bahsetmek gerekiyor. Bölgenin jeolojik özellikleri, yüksek rakımı ve yağış miktarı zengin bitki örtüsü tiplerinin gelişiminde çok önemli rol oynamıştır:
 
- Gürcistan sınırına yakın nispeten alçak tepeler kayın, ıhlamur, kestane ve diğer geniş yapraklı ağaç türlerinin ağırlıkta olduğu ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda şimşir ağaçları da yaygın olarak yetişir.
 
- Orman bitki örtüsü, Çoruh Vadisi’nin alçak kesimlerinde, ılık mikroklimada gelişen (ve Türkiye’nin Karadeniz kıyıları boyunca yer yer görülen) önemli bir Akdeniz bitki örtüsü olan yalancı maki bitki örtüsü ile yer değiştirir. Yalancı maki, Akdeniz Bölgesi’nin gerçek maki bitki örtüsü ile daha çok okyanus iklimine özgü fundalık toplulukları arasında geçiş özellikleri gösterir. Bu bitki örtüsünde sandal ağacı (Arbutus andrachne), funda (Cistus creticus ve C. salvifolius), boyacı sumağı (Cotinus coggygria), incir (Ficus carica), yasemin (Jasminum fruticans), yabani zeytin (Olea europaea spp. sylvestris), akçakesme (Phillyrea latifolia), sakız (Pistachia terebinthus spp. palaestina) ve mazı meşesi (Quercus infectoria) gibi Akdeniz bitki örtüsüne özgü bitkiler ağırlıktadır.
 
Çoruh Vadisi’nin zengin bitki örtüsünü, vadiyi çevreleyen yüksek dağların ve yamaçların tamamını içerecek şekilde tanımlayabilmek zor. Bununla birlikte, Çoruh Vadisi’nde yaklaşık 705 çiçekli bitkinin yetiştiği ve bunlardan 104 tanesinin nesli tehlike altında olduğu biliniyor. Büyük çoğunluğu kısmen ya da tamamen vadiye özgü en az 67 bitki, IUCN tehlike kategorileriyle Türkiye’nin Kırmızı Listesi’nde yayımlanmıştır (Ekim ve ark.,1989). Oldukça kısıtlı bir alanda yayılış gösteren bu nadir ve endemik bitkiler üç bölüm halinde gruplanabilir;
 
- Alçak kesimlerde Alssum artvinense, Centaurea pecho, Crocus biflorus ssp. artvinense ve Hypericum fissurale saylabilir. Bu bitkiler nadir Eryngium caeruleum ve Origanum rotundifolium topluluklarıyla birlikte yetişir.
- Vadinin orta kesimlerinde de kendine özgü bir bitki örtüsü gelişmiştir. Örneğin Campanula cinsi, Symphyandriformes bölümüne ait toplam dört tür yetişir, bunlardan üçü yalnızca Çoruh Vadisi’ne özgü olup yayılış alanı çok dardır: C. choruhensis, C. seralglio ve C. troegerae.
- Daha yüksek kesimlerde ise, soğanlı bitkilerden (altı Allium türü, sarı ve mor formlarıyla Iris taochia, Çoruh Vadisi’nden bilim dünyasına tanıtılan Eminium koenenianum) ve baklagillerden pek çok nadir/ endemik bitki doğal olarak yetişir.
 
Çoruh Vadisi, Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD), Fauna ve Flora International (FFI) ve İstanbul Üniversitesi işbirliğinde yürütülen çalışmalar sonucu, Türkiye’nin Önemli Bitki Alanlarından biri olarak tanımlanmıştır (Özhatay ve ark.,Türkiye’nin 122 Önemli Bitki Alanı, 2005).
 
Şimdi asıl soru, Çoruh Vadisi’nde inşaatı devam eden barajların vadinin olağanüstü zengin bitki örtüsü (ve biyolojik çeşitliliği) üzerinde nasıl bir etki yaratacağı hakkındadır. Barajların vadinin doğal yaşam ve zenginliği üzerine etkileri yeteri kadar araştırılmamıştır. Burada, kaba bir analizle, vadide yetişen en az 10 nadir ve endemik bitkinin kısmen ya da tamamen baraj inşaatlarından zarar göreceği söylenebilir. Bu nadir ve endemik bitkiler başta olmak üzere, vadinin bütün bitki örtüsü çok ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır.
 
Dünyanın en zengin bitki örtüsü ve nadir bitkilerine sahip ülkelerinden biri olan Türkiye, yine dünyanın en zengin bölgelerinden biri olan Doğu Karadeniz bölgesini çok daha iyi korumalıdır. Çünkü Çoruh Vadisi hem Önemli Bitki Alanı (ÖBA No: 35) ve hem de Önemli Kuş Alanı’dır (ÖKA No: 60). Ayrıca, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından dünyanın biyolojik çeşitlilik bakımından en önemli 200 Ekolojik Bölgesi’nden biri ( Kafkasya Ekolojik Bölgesi) içinde yer alır. Bu nedenle bölgeye yapılan her yatırım için titizlikle Çevresel Etki Değerlendirme çalışması yapılmalıdır. Avrupa Birliği’ne girmek isteyen Türkiye’den, Birliğin çevre ve biyolojik çeşitliliği koruma yönetmelik ve politikalarıyla uyumlu yatırım ve uygulamalar bekleniyor. Sonuç olarak, bölgede inşaatı devam eden ve planlanan bütün yatırımların her yönüyle yeniden değerlendirilmesi çok önemlidir.
 
Andrew Byfield
Plantlife International, İngiltere
 
(Plant Talk Dergisi, Temmuz 2005’de yayımlanan makaleden ÖBANET ekibi tarafından derlenmiştir.)


  

Çoruh Vadisi ÖBA

Campanula troegerae

Origanum rotundifolium

Artık Yusufeli Baraj suları altında kalmış olan zeytinlik bölge
 
 
   
 

Son Haberler

 
 


Sürdürülebilir Turizm?


Kavrayamadığımız ve Koruyamadığımız Doğa


Sabırlık (Agave americana)


Doğayı yok eden değil, doğayı onaran tarım
Her hakkı saklıdır © 2015  I  Programlama Creanet Bilişim Hizmetleri