ÖBA AĞIMIZ
Ergene Havzası
Ömerli Havzası
Uludağ
Çoruh Vadisi
Baba Dağı
Lara-Perakende Kumulları
Ahır Dağı
Erciyes Dağı
Çıldır Gölü
 
 

Artvin Cerattepe’de Örnek Bir Doğa Koruma Mücadelesi

Sosyal medya ve diğer kitle iletişim araçlarından izliyorsunuzdur. Cerattepe’de büyük bir doğa koruma mücadelesi veriliyor. Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde, Artvinliler ve diğer illerden doğaseverler, Cerattepe’de altın/bakır madeni projesini durdurmaya çalışıyorlar. Bu, yaklaşık 20 yıldır devam eden, Türkiye’nin en uzun ve başarılı doğa koruma mücadelelerinden biridir.

Bu örnek mücadelenin en başından, günümüze kronolojik sıralaması aşağıdaki gibi özetlenebilir:

-              Cerattepe’de ilk maden arama ruhsatı 1988 yılında özel bir şahsa verildi,  bu arama ruhsatı 1989 yılında Kanadalı Cominco Madenciliğe satıldı.

-              Artvinliler durumun ciddiyetini 1995 yılından itibaren anlamaya ve maden arama ruhsatına karşı mücadeleye başladılar, aynı yıl Yeşil Artvin Derneği kuruldu. Yıllar süren bu mücadele sonunda Cominco Madencilik geri çekildi ve işletme hakkını yine bir Kanadalı şirket olan Inmet Madenciliğe sattı.

-              Bu kez Inmet Madenciliğe karşı, Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde mücadeleye devam edildi. 2000’li yılların başındaki bu mücadele kapsamında, bilim insanlarının katılımıyla düzenlenen çok sayıda toplantı ve bilimsel verilere dayanan raporlarla, neredeyse Artvin halkının tamamı bilgilendirildi ve destekleri sağlandı.  

-              Aynı zamanda, hukuki yollara da başvuruldu, mahkeme kararıyla Cerattepe sahası için 2008 yılında önce ÇED raporu ve sonra arama ruhsatı iptal edildi. Bu kararlar 2009 yılında Danıştay tarafından da onaylandı. Mahkeme gerekçeli kararında, Artvin’in üst mahallelerini kapsayan ruhsat alanlarının şehrin içme suyu kaynaklarının önemli bir kısmını içermesi ve heyelan bölgesi olması nedeniyle maden arama faaliyetinin yapılamayacağını, açıklıyordu. Cerattepe maden tesisleri mühürlenerek kapandı ve bu bölgede madencilik yapılamayacağı tescil edilmiş oldu.

-              Ancak, 24.06.2010 tarihinde hükümetin yürürlüğe koyduğu yeni Maden Kanunuyla Cerattepe yeniden ihaleyle maden arama ruhsatı verilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

-              2012 yılında yapılan ihalede bölgede 4361 ha büyüklüğünde iki alanda altın, bakır, gümüş ve çinko madenleri için arama ruhsatı verildi. Şartnamesiyle büyük tepki çeken bu ihaleye Özaltın A.Ş. ve Cengiz Holding dışında teklif verilmedi, Özaltın A.Ş. yeni ruhsatın sahibi oldu.

-              Daha sonra beklendiği gibi, Özaltın A.Ş. maden ruhsatını 2015 yılında Cengiz Holding’e devretti.

-              2015 yılında ÇED iptali için açılan davayla hukuk ikinci kez devreye girdi: Rize İdare Mahkemesi Cerattepe için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Diğer taraftan, Cengiz Holding Haziran yerel seçimlerinin hemen ardından “siyanür kullanarak açık altın işletmesi” için bir ÇED daha hazırlattı. Ancak, Artvin’de düzenlenen gelmiş-geçmiş en büyük miting karşısında ruhsat başvurusunu “şimdilik” rafa kaldırmak zorunda kaldı.

-              Bu arada, Cengiz Holding Cerattepe için mahkemelerin verdiği iptal kararlarını hiçe sayarak ve 2009/7 sayılı bir genelgeye dayanarak, son 3 yıl içinde üçüncü ÇED Raporunu hazırlattı ve kısa sürede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na onaylattı.

-              Bu son ÇED Raporunun iptali için Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde 10.07.2015 tarihinde 760 davacı ve 61 avukat ile Türkiye’nin en büyük çevre davası açıldı.

-              Halen Artvinliler, Türkiye’nin değişik illerinden gelen çok sayıda doğaseverin de desteğiyle şirketin herhangi bir işletme girişimine karşı, Cerattepe’de son 2 aydır gece/gündüz nöbet tutmaya devam ediyorlar. 

Cerattepe ve çevresinin madencilik faaliyetlerine açılması sonucu, 2008 yılında alınan mahkeme kararında da belirtildiği gibi, zaten heyelan bölgesi olan ve şehrin içme su ihtiyacını karşılayan bu bölge tahrip edilecek, kirlenecek ve Artvinliler için büyük bir tehlike oluşturacaktır. Artvin’e kuş uçuşu 4 km ve Hatila Vadisi Milli Parkı’na yaklaşık 600 m mesafede bulunan Cerattepe, Türkiye’nin 144 Önemli Bitki Alanından biri içinde yer alır: Doğu Karadeniz Dağları Önemli Bitki Alanı (ÖBA).

Doğu Karadeniz Dağları ÖBA, Anadolu’nun kuzeydoğu ucunda, Karadeniz’e paralel olarak yaklaşık 250 km uzanan ve Gürcistan’daki Kafkas Dağları’yla birleşen çok büyük bir dağ silsilesidir. Türkiye’nin en yüksek bölgelerinden olup yüksekliği 3000 m’yi aşan çok sayıda zirve içerir. Yükseklik, sıcaklık ve yağış farklarının da etkisiyle bölgede çok zengin bir bitki örtüsü gelişmiştir. Bitki örtüsü genellikle gürgen, kestane, kayın ve ladin ormanları; orman gülü ağırlıklı geniş yapraklı çalı toplulukları ve yüksek dağ (göl, taşlık yamaç ve sarp kayalık) bitki topluluklarından oluşur.  ÖBA içinde 79’u Türkiye’ye endemik olmak üzere, toplam 300 civarında nadir ve tehlike altında bitki yetiştiği bilinmektedir. Artvin Üniversitesi, Orman Fakültesi tarafından yapılan araştırmalarda da,  Cerattepe çevresinde 600 bitki listelenmiş ve bunlardan 50’sinin (26 tanesi endemik olmak üzere) nadir olduğu bildirilmiştir. 

Bölgenin en önemli özelliklerinden biri de, dik ve yüksek yamaçlarda varlığını sürdüren Doğal Yaşlı Ormanlardır.  Doğal Yaşlı Ormanlar, insan müdahalesinin olmadığı ya da çok az olduğu ve ağaçların büyük çoğunlukla doğal olgunluğa eriştiği birincil ormanlık alanlardır. Bu orman kuşağı silisli zemin üzerinde deniz seviyesinde de bulunmakla birlikte,  daha çok yüksek dağ ekosistemlerinde  görülür. Doğal Yaşlı Ormanların erozyon kontrolü, temiz su ve hava kaynağı olması, estetik ve rekreasyonel faydalarının yanı sıra; olağanüstü bir biyolojik çeşitliliğe (flora ve fauna zenginliğine) sahip olmasıyla da çok önemlidir. Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD), Orman Bakanlığı’nın hazırladığı amenajman planlarına dayanarak 1996 yılında Doğal Yaşlı Ormanlar üzerinde bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada, Artvin ve Trabzon il sınırları içinde yer alan orman bitki örtüsünün yalnızca %12’sinin (toplam 913.000 ha) Doğal Yaşlı Orman olarak tanımlanabileceğini ortaya konmuştur. Ancak çalışmanın 10 yıl önce yapıldığı ve yararlanılan amenajman planlarının ise daha da eski olduğu düşünülürse, bugün bölgedeki şartların Doğal Yaşlı Ormanlar aleyhine hızla değiştiğini söylemek yanlış olmaz. Üstelik, bu ormanların çoğunlukla bulunduğu yüksek dağ kesimlerinin oldukça sarp ve eğimli arazilere, sığ toprak yapısına ve kısa vejetasyon süresine sahip olması nedeniyle herhangi bir müdahale karşısında tekrar eski yapısına kavuşması oldukça zor, hatta imkansızdır. Bu bağlamda daha fazla vakit kaybetmeden, Doğal Yaşlı Ormanların bölgedeki orman işletme faaliyetlerinin dışına çıkarılması ve özel olarak hazırlanacak bir yönetim planı kapsamında koruma altına alınması elzemdir.

Doğu Karadeniz Dağları ÖBA, bitki coğrafyası açısından çok ilginç özellikler gösterir:

i)             Kafkasya ve Kuzeydoğu Anadolu bölgesine endemik bitkilere ev sahipliği yapar.

ii)            Doğu Asya, Kuzey Amerika, Orta ve Güney Avrupa’da yayılış gösteren nadir bitki cinslerini barındırır.

iii)           Alanda yaygın olarak yetişen bazı turbalık ve yüksek dağ bitkileri, dünyanın geri kalan bölümlerinde birbirinden kopmuş ilginç bir dağılım gösterir.

iv)           Çoğunlukla Batı Avrupa’ya özgü türlerden oluşan çok zengin bir eğrelti florası içerir.

v)            Alanın nispeten alçak yamaçları ve sahil kesimindeki orman topluluklarında Uzak Doğu ve Afrika florasına özgü bitkiler yetişir. 

Bu kadar önemli ve ilginç özelliklere sahip bir bölge korunmayı hak ederken; tam tersine madencilik faaliyetleri, onlarca büyük baraj ve yüzlerce HES inşaatı vb. nedenlerle ormanlar ve turbalıklar gibi çok önemli habitatlarının parçalanması ve tahrip edilmesi tehditleriyle mücadele etmektedir.  Artvinlilerin doğal alanları ve kaynaklarını büyük bir duyarlılık ve kararlılıkla korumaya devam edeceğinden hiç kuşku duymuyoruz. Yeşil Artvin Derneği’nin liderliğinde sürdürülen bu uzun mücadelenin Türkiye’nin diğer tüm şehirleri ve Sivil Toplum Kuruluşlarına örnek olduğunu ve çevre bilincinin artmasına katkıda bulunduğunu da biliyoruz. Ancak aynı zamanda, Türkiye’de işbirliğine açık hükümet yetkilileri, ulusal ve uluslararası çevre koruma kanunlarının uygulandığını ve mahkeme kararlarının benimsendiğini de görmek istiyoruz.

Sonuç olarak, Cerattepe örneği üzerinden Türkiye’de hem insanlar, hem de doğa koruma açısından hayati önem taşıyan yerlerde maden arama ruhsatları verilmeden önce, bölge üniversiteleri ve bilim insanlarına danışılması ve bilimsel verilerin dikkate alınmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

 Sema Atay, Mehmet Özalp



  
 
 
   
 

Son Haberler

 
 


Sürdürülebilir Turizm?


Kavrayamadığımız ve Koruyamadığımız Doğa


Sabırlık (Agave americana)


Doğayı yok eden değil, doğayı onaran tarım
Her hakkı saklıdır © 2015  I  Programlama Creanet Bilişim Hizmetleri